Bizi takip edin

Haber

Dağkapı’ya darağacı kursanız da Kürdistan Kürdistan’dır!

->

-> 1.748

Meclis’te ‘Kürdistan’ dediği gerekçesiyle ‘geçici çıkarma’ cezası alan HDP Milletvekili Osman Baydemir, ‘Dağkapı Meydanı’nda darağacı kursalar, Şeyh Sait ve yoldaşlarına yaptıklarının aynısını bana yapsalar; yine Kürdistan Kürdistan’dır, yine Kürdistan aha buradadır, Kürdistan 40 milyon Kürdün zihnindedir, yüreğindedir ve çabasındadır’ dedi

Genel Kurul’da “Kürdistan” ifadesini kullandığı için Meclis tarihinde ilk kez “geçici çıkarma” cezası alan HDP Riha (Urfa) Milletvekili Osman Baydemir, gündem yaratan sözleri sonrası ilk kez MA’dan Hayri Demir’e konuştu. “Kürdistan” ifadesini o kürsüden kullanmanın bir hakikati haykırmak ve dillendirmek olduğunu kaydeden Baydemir, “Kürdistan’a, Kürdistan demek büyük bir iş yapmış olmak değildir. Bir gerçeği sadece dillendirmiş oluyorsunuz. Esas üzerinde durulması gereken Kürdistan denilmesine bu kadar milliyetçi ve ırkçı bir cepheyle saldırıya maruz kalmaktır. Esas ilginç olan konu budur. Üzerinde durulması gereken, eleştirilmesi ve karşı durulması gereken budur. Bütün siyasi hayatım boyunca Kürdistan’ın adı, Kürdistan’dı. Ben Kürdistani ve Kürt halkının bir evladıyım. TBMM’ye gelmemin en önemli nedeni Kürt sorunun barışçıl çözümüne siyaset etme yoluyla katkı sunmaktır. Bu Meclis’in Kürdistan’ı da kapsamasıdır. Eğer ret ve inkar politikası olacaksa ve parlamento değişmeyecekse, bir Kürt olarak bu kimliğimi ret ediyorsa bu parlamento ve bu zihniyet benim ne işim var burada” diye konuştu.

1924’ten bu yana inkar ettiniz de ne oldu

1920’den 1924’e kadar Meclis tutanaklarına 4 bin kez “Kürdistan” ifadesinin geçtiğini de aktaran Baydemir, buna rağmen maruz kaldığı tepkileri şöyle değerlendirdi: “Hiç yoksa Atatürk’ün 19 konuşmasında Kürdistan’a atıf vardır. En son 1936’lı yıllarda Atatürk, Kürdistan ifadesini kullanıyor. Ama 1924’ten sonra bir tabu haline dönüştürüldü. Yasaklandı ve katliamlar yapıldı. Ne oldu 1924’ten bu yana değin? Kürt ve Kürdistan sorunu çözüldü mü? Hayır, çözülmedi. Dolayısıyla yasaklamayla, yoksa saymakla bunu ifadeni lince tabi tutmakla bu sorun çözülmüş olsaydı, Şeyh Sait efendinin kıyamında sonra bu sorun zaten dile getirilmezdi. Değil beni Meclis’ten iki günlüğüne veya temelli atmak Dağkapı Meydanı’nda darağacı kursalar Şeyh Sait ve yoldaşlarına yaptıklarının aynısını bana yapsalar, yine Kürdistan Kürdistan’dır. Kürdistan aha buradadır. Sadece burada değil, 40 milyon Kürdün zihnindedir, yüreğindedir ve çabasındadır. Asla bu davadan da vazgeçmeyeceğiz. Ama bir kez daha söylüyoruz bizim rolümüz ve misyonumuz bu sorunu barışçıl yollarla çözmektir” dedi.

Özgürlük talebi sadece Kuzey Kürdistan’da değil

İç Tüzük değişikliği tartışmaları sırasında da yine ‘Kürdistan’ demekten vazgeçmeyeceğiz diyen Baydemir, şöyle devam etti: “Bu konuda esas temel eleştirimiz şuydu; devlet giderek bir parti devletine dönüştürülüyor. Meclis’te çoğunluğu elinde bulunan AKP, aynı zamanda şu anda yasama organını da elinde bulunduruyor. Yasama organının kendisinde yani kürsü dokunulmazlığının olduğu bir ortam içerisinde milletvekilinin beyanından dolayı müeddeye maruz kalması demek, totaliter bir rejimin inşa edildiğinin ispatı demektir. Biz bu yasaklara boyun eğmeyeceğiz. İç tüzük değişikliği Kürdistan kelimesini, Amed, Dersim demeyi yasaklıyordu. Bu coğrafyanın kültürel kodları, çeşitlilikleri ve farklılıklarının tanımlanmasını yasaklayan bir iç tüzük değişikliği yapıldı. Kimse bir kahramanlık peşinde değil, sadece halkının neferi olma derdimiz var. Ben halkımın neferiyim, özgürlük talebim var. Bu talep halkımındır. Bu talep sadece Kuzey Kürdistan için de değil, bu talep Rojava için de Başur için de Rojhilat için de geçerli bir taleptir” diyerek noktaladı.

HABER MERKEZİ