Bizi takip edin

Haber

İslam değil ikiyüzlü münafıkların zirvesi

->

-> 3.254

İİT zirvesini, ‘ikiyüzlülüğün zirvesi’ sözleriyle değerlendiren DİK Şura ve Kadın Meclisi üyesi Süheyla İnal, ‘Kendi içlerinde en büyük zulmü, adaletsizliği, ahlaksızlığı yaşayan bu devletler nasıl kalkıp İsrail’e karşı ortak bir dil kullanabilirler. İTT gibi bir toplantı yapmak münafıklıktır’ dedi

ABD Başkanı Donald Trump’un Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından tartışmalar devam ederken, Türkiye’nin ev sahipliğinde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi toplandı. 4 kıtadan 57 üye ülkesi bulunan teşkilatın İstanbul’daki toplantısına 16 liderin katılması dikkat çekti.

Demokratik İslam Kongresi (DİK) Şura ve Kadın Meclisi üyesi Süheyla İnal, zirveyi “İkiyüzlülüğün zirvesi” sözleriyle değerlendirdi.

Kudüs’ün bu halinden bu devletler sorumlu

Kudüs’ün bulunduğu durumun İİT’ye katılan devletlerin politikalarının sonucu olduğunu belirten İnal, gereken tavır ve reel bir politika uygulanmış olsaydı bugün Kudüs’ün durumunun bu şekilde olmayacağını söyledi. Özellikle böylesi süreçte İİT gibi bir konferansın toplanmasının “münafıklık” olduğunu dile getiren İnal, toplantıya katılan devletlerin İsrail ve Amerika ile işbirliklerinin sadece Filistin değil, Kürdistan, Libya, Mısır gibi İslam coğrafyasında yaşanan tüm sorunların esasını oluşturduğunu kaydetti.

Türkiye’nin politikası iki yüzlü…

Kudüs’ün bütün dinlerin ortak kutsal mekanı olduğunu söyleyen İnal, “Savaş, kaos ve karşılıklı çıkar gereği olarak da Filistin sorununu sürüncemede bıraktılar. Örneğin, belli başlı sayıda Arap devletleri var. İsteselerdi şimdiye kadar ortak bir tavırla bu sorunu barışçıl bir yöntemle çözmüşlerdi” dedi. Bugün Ortadoğu’da yaşanan kaosun, İslam İşbirliği Teşkilatı ve onun gibi birliklerin sorumluluklarını yerine getirememelerinden kaynaklı olduğuna dikkat çeken İnal, Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin en başından beri ikiyüzlülük temelleri üzerine kurulduğunu ifade etti. İnal, Türkiye’nin İsrail’i tanıyan ilk devletler arasında yer aldığını ve siyonizmle olan ilişkisinin doğru bir temelde ele alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin kendi iç gündemini değiştirmek için bu konferansın toplanmasına çağrı yaptığını dile getiren İnal, “Çünkü İsrail’den kat be kat daha büyük hak ihlalleri, yolsuzluklar var. Sözde İsrail’le çelişki yaşayan, özde ise stratejik çalışmalarla İsrail’i ayakta tutan bir politika sürdüren bir devlettir” diye konuştu.

İİT’nin hiçbir anlamı yok…

Türkiye’nin, Müslümanların emperyalizm ve siyonizme karşı tepki göstermelerine tahammül edemeyen bir devlet olduğunu dile getiren İnal, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı toplamasının hiçbir anlam ifade etmediğini söyledi. Türkiye’nin kendi içinde İsrail’den daha çok katliamlar ve hak ihlallerinin yaşandığına vurgu yapan İnal, “Kudüs’ü kendine can simidi olarak görüyorum. Bugün, Kürt halkı ve diğer halkların sorununa dair çözüm üretemeyen Türkiye, İsrail ve Filistin arasında çözüm oluşturacak. Bu gerçekçi değil, tamamen iç politikaya malzeme edilen bir konudur” şeklinde konuştu.

Dönüp kendilerine baksınlar önce…

Eğer Türkiye gerçekten bir çözüm olmak istiyorsa İsrail ile ekonomik, siyasi ve askeri işbirliklerini sonlandırması gerektiğini kaydeden İnal, son olarak şunları söyledi: “Bu devletlerin hepsi, adaletsizliklerin, eşitsizliklerin temsilcisidir. Kendileri büyük bir yozlaşma yaşarken kalkıp İsrail’e söz söyleme erdemine, ahlakına sahip değil bu devletler. Kendi içlerinde en büyük zulmü, adaletsizliği, ahlaksızlığı yaşayan bu devletler nasıl kalkıp İsrail’e karşı ortak bir dil kullanabilirler. Şer üzerine kurulan ittifakların hayırlı bir sonucu olmaz. Kesinlikle İslami bir yaklaşım değil. Bunun en bariz örneği, Kürt halkına yıllardır 4 parçada kendisini Müslüman gören devletler tarafından katliamlardır. Köyler yakılıyor. Halepçeler ve Roboskiler yaşanıyor. Hiç birisine karşı tek bir adım atılmamıştır.”

HABER MERKEZİ