Bizi takip edin

Köşe yazarları

OHAL/AKP ve kapitalizm

->

-> 135

Güvencesizliği işçi sınıfının çalışma ve yaşam disiplini haline getiren AKP’nin 15 yıllık iktidarı boyunca, iş cinayetlerinde 20 binin üzerinde işçi yaşamını yitirdi. Yani her gün işe giden yedi-sekiz işçi evine geri dönemiyor. Kimi ölümcül işlerde çalışanlar, örneğin maden işçileri, ailesiyle vedalaşmadan işe çıkmıyor. İşçi sınıfına yönelik bu ‘planlanmış politik cinayet’lerin katili ise, ne iş makinesi ne işçi hatasıdır. Asıl katil neoliberal sermaye hareketinin ‘düşük maliyet stratejisi’; yani ucuz ve güvencesiz işçiliktir. İşçi sınıfı bu şartlarda çalıştırılırsa, ölüm kaçınılmazdır! Bunun adı işçi kırımıdır; işçi sınıfına karşı sistematik bir toplumsal savaştır…

Hal böyleyken sermaye ve iktidar tarafından aklımızla alay eden açıklamalar geliyor. MESS Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen ‘Son 15 yılda iş kazaları yüzde 40 azaldı … İş kazasına neden olan etkenler içinde yüzde 82 ile güvensiz hareketler bulunuyor’ diyebiliyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Orhan Koç ise, ‘iş kazası tanımını daraltacaklarını’ söylüyor ve zaten ‘iş sağlığı güvenliğinde Türkiye’nin iyi bir noktaya geldiğini’ belirtiyor…

Güneş balçıkla sıvanmaz. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak Kasım ayında en az 170 ve yılın ilk on bir ayında ise, en az 1851 işçinin çalışırken yaşamını yitirdiğini tespit ettik… 8 Kasım’da Bursa’da kazan denetimlerinin yapılmadığı ve faaliyeti engellenmesi gereken Gökkuşağı Tekstil Fabrikası’ndaki patlamada, üçü sigortasız Suriyeli olmak üzere, dört tekstil işçisinin ölümü; yine 1 Kasım’da Şile açıklarında hurdaya ayrılması gerekirken usulsüzlüklerle yola çıkarılıp batan Bilal Bal isimli yük gemisinde, 9 denizcinin ölümü Kasım ayındaki toplu işçi katliamlarına örnektir.

İş’te Sokak’ta OHAL’e Karşı Diren İşçi. İşçilerin yaşam ve çalışma koşulları zaten kötüyken, bu duruma bir de OHAL eklendi. OHAL ilanı sonrası ilk uygulama, zaten son derece zayıf olan emekçilerin iş güvencelerini koruyan yasaları fiilen ortadan kaldırmak oldu. Onbinlerce emekçi işsiz kaldı, diğer emekçiler de işsizlik tehdidi ile en temel haklarını dahi arayamaz duruma geldi.

Motorlu taşıtlar vergisi, özel tüketim vergisi, harçlar vs. Üstüste zamlar geliyor ve tartışılan sadece zam oranları. Enflasyon resmi olarak yüzde 12’ye ulaştı, dolar 4 TL sınırına dayandı, gençlerin dörtte biri işsiz. Çünkü ekonomide üretkenlik yok ve yapılan harcamalar silahlanmaya gidiyor.

Aşırı-yoğun-fazla çalışmaya bağlı olası ani ölümler ise (kalp krizi ve beyin kanaması), artık kalıcılaşmış durumda. Bu durum OHAL döneminde çalışma koşullarında herhangi bir iyileştirmenin olmadığını aksine, varolan uygulamaların kalıcılaştığını gösteriyor. İşyerlerinde ya da çalışırken şiddet olaylarına maruz kalıp ölen işçilerin varlığı ise, OHAL ile hiçbir sorunun çözülmediğini, aksine şiddetin kalıcılaştığını ortaya koyuyor. Yine işyeri intiharlarının nedeni olarak mobbing, borç ve işsizlik ülkemiz işçi sınıfının içinde olduğu cenderedir. Gün geçmiyor ki mobbing dolayısıyla bir işçimiz, işsizlik nedeniyle üniversiteyi bitiren bir gencimiz ya da borçlarını ödeyemediği için bir emekçimiz yaşamına son vermesin. OHAL’de bu durum olağanlaşıyor…

OHAL ile ilgili birçok şey söylenebilir. Ancak OHAL’le beraber iş cinayetlerinin yüzde 10 artması ve OHAL’li on altı ayda 2719 işçinin yaşamını yitirmesi gerçeği tüm yaşananları özetliyor… Sonuç olarak AKP iktidarı ve OHAL uygulamasının işçi düşmanı politikaları hayata geçirdiği doğrudur. Ancak mücadelemiz bu ufukla sınırlı kalmamalıdır. AKP ve OHAL’e karşı mücadeleyi raporumuzun başında da belirttiğimiz gibi, sınıfsal özünden koparamayız. Yani iktidar kim olursa olsun, hangi politikayı hayata geçirmeye çalışırsa çalışsın, tek bir işçi bile iş cinayetlerinde öldürülmüşse; tüm işçi sınıfını öldürülmüş sayacağız. Bu noktada tüm emekçi arkadaşlarımızı eşitlik, özgürlük ve yaşamak için mücadeleye çağırıyoruz…